Hürriyet

27 Mayıs 2011 Cuma

sevgiliye veda mektubu 27.05.2011

Bu son mektup güzel kadın. Başından bil de en önce sen sonra oku, ne olduğunu özünü bilirsen ardından yazdıklarımı daha bir anlarsın. şimdi ben burada atıp tutup sallayıp öpüp sevip okşayıp yazdıktan sonra velhasıl artık bitti dersem sudan çıkmış balık olursun. öyle olma bil, bu bir veda mektubu güzel kadın. bükme ince boynunu ve götürme elini çenene...anlatacağım.

Gidiyorum ben, hayır aslında olduğum yerdeyim ama gidiyorum. Aklımı alıyorum senden ve çekilmiş oluyorum. Böyleyim ben işte, sen ne kadar benim belki de dokunabileceğim son kadın olsa da ben bazen giderim. Bundan önce de öyle oldu. Aşıktım evet sana aşıktım ve aşıkken insan sonsuz sanır bu ilişkiyi...hayır be güzel kadın herşeyi sonu vardır demeyeceğim. Söylemem ben öyle şeyler. Al işte, benim tutarsızlığımın sonu yok, hatta bu tutarsızlıklarımın içinde en doruğudur. Nedenlerini bilmiyorum ama aklıma yatmadı bazı şeyler...mesela işte seni düşünmek zor geliyor, yük biniyor sanki kalbime, avuçlarıma, omuzlarıma, dudaklarıma...pek sıralayamadım yük bindiğin yerleri ama sen de beni anla öyle pek kolay değil bunları anlatabilmek. E şimdi, manyak mısın be adam ne gidiyorsun o zaman diyeceksin. Ben manyağım heralde be güzel kadın, deliyim, salağım ne bileyim işte beceriksizim. Ama anla işte seni bir başkasını kimseyi düşünmek istemiyorum. Tamam itiraf ediyorum, her yazdığım kadında senden bir şeyler olacak olmalı da... ama işte bu işler öyle pek kolay da değil.

Belki sen ilk defa bir mektubun bitmemesini istedin, belki ben ilk defa yazdıklarımın bir sonu olsun istedim. Ayrılmak garip bir şeydir. Ayrılan taraf bir yerde kısa kesmek ister bırakılan taraf ise...uzasın uzasın sabahlar olsun geceler dolsun kadehler dolsun dolsun boşalsın sızılsın sarınılsın unutulsun ister. işte öyle işte böyle bu kadar çok zaman geçsin ister o anda...ama öyle olamıyor, ayrılan işin en tatlı yerinde keser belki ama o bunu bilemez zaten bilse ayrılamaz. Sen hiç şekeri ağzına götürmüş bir çocuğun elinden şekerini alır mısın? ben alamam. çünkü bilirim ağlar. tamam bu benzetme çok basit kaldı biliyorum, bu aşk eldeki şekere benzer mi be diye kızabilirsin. kız. küfret. ben biliyorsun, pek aldırış etmem. bağrış çağrış falan filan...yumruklar kavgalar...bunlar olağan. zaten sessiz ve sedasız kabullenişin daha da yaralar beni...şimdi sen madem öyle niye gidiyorsun, madem kabul edişimdeki rahatlık seni rahatsız edecek niye gidiyorsun.

e bir dur yahu...bir yerde dur. kalbim dayanmıyor, bir yerlerim işlemez oluyor bir yerlerim unutuluyor...karnım doymuyor, sabah olmuyor geceleri sevdiğim halde üzerime üzerime geliyor. karabasan bile bastı...be! yeter. gidiyorum ben işte...bu son mektup, belki çok içer çok sarhoş olur yazarım. ama aldırış etme...tamam belki sarhoş olmadan önce düşündüklerimi yazmış olurum ama öyle değil işte...bazen bir şeyleri söylese de biri yine de istememezlik edebilir.

velhasıl ki bu velhasıl kelamım mektubun fitnatındandır, bir aşkın bitişine hiç tanık olamadım bir sürü kadından ayrıldım bir sürü kadın terkettim bir sürü kadını öptük kokladım ama hiç birisinin bittiğine tanık olamadım.

dikkat et kendine ve bu deyişimi açıkladım sana bundan önceki mektubumda...
allahaısmarladım, bir acı kahve..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder